Bisikletle Avrupa’da…

Ana Sayfa » Bisikletle Avrupa’da…

Avrupa’nın en ünlü şehirleri, sizi pedal çevirmeye çağırıyor! Her biri adeta bisikletle keşfedilmek için inşa edilmiş bu şehirlerde, “bisiklet” demek “özgürlük” demek.

Bisikletle Amsterdam

Hiç kuşkusuz Amsterdam, dünyanın en ünlü bisiklet dostu şehirlerinin başını çekiyor. Bu şehirde ister bisiklet kiralayıp keyfinize göre gezin ister rehberli bir bisiklet turuna katılın, her iki durumda da şehir sizi hemen kavrıyor. Öyle ki, hangisini seçerseniz seçin, hem bir güne daha fazla şey sığdırmanız hem de neredeyse tamamı bisiklet sahibi olan yerel halkla kaynaşmanız mümkün. Düz coğrafi yapısı, düşük nüfusu, bisiklete uygun şehir planı ve ulaşım düzenlemesi ile Amsterdam, adeta bir bisiklet cenneti. Bugün Amsterdam’da 400 kilometreye ulaşan bisiklet yolları ve 881 000 civarında bisiklet bulunuyor. Amsterdamlılar her gün iki teker üzerinde toplam iki milyon kilometreye yakın yol yapıyor. Aktif çalışan 29 adet bisiklet kiralama şirketinin bulunduğu şehirde, 12 yaşından büyük nüfusun %58’i bisiklet kullanıyor.




Bisikletle Amsterdam

Şehrin en keyifli meydanlarından Nieuwmarkt, 17. yüzyıldan bu yana Amsterdam’ın ticaret ve sosyalleşme merkezi olmuş. Bisiklet turunuza başlamak için şehir merkezindeki en ideal nokta olan bu meydanda, yıl boyunca cumartesi günleri organik pazar, Mayıs-Ekim ayları arasında da her pazar günü antika ve bitpazarı kuruluyor. Çok sayıda kafe ve restoranın da yer aldığı Nieuwmarkt’yaki, eski şehir kapılarından biri olan ve şimdilerde müze ve restoran olarak hizmet veren De Waag binası özellikle görülmeye değer. Nieuwmarkt, ünlü Kırmızı Fener Sokağı’na da çok yakın. Kırmızı Fener civarına gitmişken, Oude Kerk’i de (Eski Kilise) görmeniz gereken yerler listesine eklemeyi unutmayın. Şehrin en büyük ve önemli meydanı Dam ve çevresindeki Leidseplein gibi küçük meydanlar da bisikletle keşfetmeye çok uygun. Dam Meydanı üzerindeki Kraliyet Sarayı’nı görmeyi, Amsterdam’ın en büyük kilisesi olan Westerkerk’i (Batı Kilisesi) ziyaret etmeyi, şehrin en eski yerleşme bölgelerinden biri olup bugün ağırlıklı olarak sanatçılara ev sahipliği yapan Joordan’ı keşfetmeyi de unutmayın. Adı geçen yerleri, bisikletle keşfetmeniz en fazla 3,5 saatinizi alıyor. Dilerseniz turunuzu şehrin oksijen kaynağı Vondelpark’ta bitirip günü güzel bir kahve ve sandviçle sonlandırabilirsiniz.

Bisikletle Hamburg

Hamburg Belediyesi’nin oluşturduğu StadtRAD, Almanya’nın en büyük bisiklet paylaşım platformlarından biri. 2011’de yapılan bir araştırmaya göre, günlük ulaşımın %14.5’inin bisikletle yapıldığı Hamburg’un şehir merkezinde dolaşmak, ormanlardaki bisiklet yollarını deneyimlemek, Elbe Nehri kıyısında unutulmaz deneyimler yaşamak, bir bisikletin üzerinde çok daha keyifli. 2000’lerin başında dahi uzun bisiklet yollarına sahip olan Hamburg, bununla yetinmeyip, kısa süre içinde bu yolları ikiye katlamayı, yol güvenliğini arttırmayı ve bisikleti otomobilden daha tercih edilebilir kılmayı başardı. Ayrıca şehrin, Almanya’nın iç büyük bisiklet rotasının üzerinde bulunması, profesyonel bisikletçileri de şehre çekiyor.




Bisikletle Hamburg

Hamburg’un şehir merkezinin dışında o kadar güzel yerler var ki, bisikleti sadece merkezde kullanmak büyük haksızlık olur! Hamburg’un dışında kalan Alstertal bölgesi bu adreslerin başında geliyor. Bu bölge, nehir kıyısındaki konumuyla geniş bir ormanlık alana sahip ve 22 kilometrelik bisiklet ve yürüyüş yollarıyla çevrili. Alstertal rotası, şehrin eteklerinden başlayarak sizi şehir merkezine getiriyor. Dilerseniz, pedalınızı çevirmeye devam edip, bu kez şehir merkezinde görülmesi gereken yerleri keşfe çıkabilirsiniz. Örneğin, dünyanın en büyük model trenini ve ünlü şehirlerin simge yapılarının minyatürlerini barındıran Miniatur Wunderland’ı, Flemenk ve Alman sanatçıların klasik eserleri ve geniş çağdaş sanat koleksiyonuyla göz kamaştıran Almanya’nın en büyük sanat müzelerinden Kunsthalle Hamburg’u ziyaret edebilirsiniz. Şehrin ortasında yer alan Belediye Binası ‘Rathaus‘ ise 647 odalı, Neo-klasik tarzda inşa edilmiş gösterişli bir bina. İçini rehberle gezebiliyorsunuz ve kulesine çıktığınızda şehir ayaklarınızın altına seriliyor adeta. Şehrin en ünlü kilisesi Aziz Michael de 132 metrelik kulesiyle tam bir Barok dönem eseri.

Bisikletle Kopenhag

Bisikletle Kopenhag turuna başlama noktalarından en ideali, Christiansborg Kraliyet Sarayı. Sarayın olduğu nokta şehrin eski balıkçı evleriyle kaplı Nyhavn kanal bölgesine de çok yakın. Nyhavn evlerinin en ünlüsü, 9 numara. 1681’e tarihlenen bu ev, yapıldığı ilk günkü gübü korunuyor. Ünlü masal yazarı Hans Christian Andersen de bir zamanlar 20 numarada yaşarmış. Kopenhag’ın simgesi, ünlü denizkızı heykeli de merkeze yakın Langelinie Limanı’nda bulunuyor. Bu yıl 104 yaşına giren bu heykel, Andersen’in aynı isimli masalından esinlenilerek yapılmış. Tivoli Bahçeleri ise bisikletinizle yakından ve yorulmadan keşfedebileceğiniz, içindeki tarihi ahşap roller-coaster’ı mutlaka görmeniz gereken bir başka adres. Kronborg Şatosu da bisiklet rotanız üzerinde yer almalı. Ayrıca yüzlerce yıldır şatonun altındaki zindanlardan birinde oturan, yerel mitoloji kahramanı ‘Ogier the Dane’in heykeli de görülmeli.

Bisikletle Kopenhag

Kopenhag demişken, “bağımsızlığını” ilan etmiş ve 40 yıldır bu şekilde yaşayan Christiania Komünü’nden bahsetmemek olmaz. Christiania sakinleri kendi yaptığı evlerde yaşıyor. Burası atölyeler, sanat galerileri, organik yeme-içme mekanlarıyla dolu.

Bisikletle Stockholm

Stockholm’de bisiklet üzerinde çıkacağınız şehir turunuza mutlaka Gamla Stan, yani eski kent merkezinden başlamalısınız. Şehrin en ilgi çekici binası Kraliyet Sarayı, içindeki odalar ve genel yapısıyla diğer Avrupa saraylarından çok farklı bir görünüme sahip. Her yıl Nobel Ödülleri törenine ev sahipliği yapan Stockholms Konserthus (Konser Salonu), Stockholm Katedrali, Ortaçağ Müzesi ve Kraliyet Silah Müzesi de şehir merkezinde görmeniz gereken yerlerden. Stockholm’ün en ünlü meydanı Stortorget, minicik olmasına rağmen onu çevreleyen tarihi binaların güzelliğiyle görenleri etkilemeyi başarıyor. Gamla Stan, otomobil, tramvay ve bisiklet yoluna sahip bir köprüyle şehrin bohem adası Södermalm’e bağlanıyor. Burada pek çok sokak araç trafiğine kapalı, yayalar sokakları ele geçirmiş durumda. Adaya bisikletle gidip, Bellmansgatan’daki evleri görmek, Södermalm’ın ana caddesindeki tasarım butiklerde ve üçüncü dalga kahvecilerde vakit geçirmek mümkün. Biraz daha “pedala kuvvet” derseniz, Djurgarden Adası’na da sürebilir, Kraliyet’e ait bu adada doğanın tadını çıkarabiliriniz. Bu adada yer alan Skansen Açık Hava Müzesi ise başlı başına bir şehir adeta! Her noktasına bisikletinizi götüremeseniz de, içinde doğal alanlar, hayvanat bahçesi ve ülkenin farklı yerlerinden getirilen tarihi evlerin olduğu bu açık hava müzesini mutlaka görmelisiniz.

Bisikletle Stockholm

Yazı: Zeynep Merve Kaya. Kaynak: Glober

2017-12-08T10:54:05+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin