Hamburg’un Yeni ‘Dalga’sı: Elbphilharmonie

Ana Sayfa » Elbphilharmonie Hamburg Filarmoni Binası

Alster ve Binnen göller, Elbe Nehri, kanalları, iki bin civarındaki köprü ve suyun şekillendirdiği kendine has dokusuyla Hamburg, Ocak ayından bu yana, yeni opera binası Elbphilharmonie ile anılıyor.

Almanya’nın ikinci büyük şehri olan ve Rotterdam’dan sonra Avrupa’nın ikinci büyük limanına sahip Hamburg, canlı metropol yaşamı ve doğal yapısıyla Kuzey’in en çekici şehirlerinden biri kuşkusuz. Kuzey Denizi’ne akan Elbe Nehri kıyısında kurulu şehir, tam merkezinde bulunan Binnen ve Alster göllerine ev sahipliği yaparken, mimari yapısıyla da ilgi çekiyor.




Bunlar arasında turistler tarafından en çok ziyaret edileni ve belki de en çok fotoğrafı çekileni kuşkusuz Rathausmarkt’taki Hamburg Belediye Binası Rathaus. 1897’de neo-rönesans tarzında inşa edilen görkemli bina, 111 metre genişliğindeki ön cephesi ve 112 metre yüksekliğindeki kulesiyle günümüzde de belediye binası olarak hizmet veriyor. Ancak, turistler için önemli bir seyir noktası olan bu görkemli yapının Ocak ayından bu yana güçlü bir rakibi var artık: Elbphilharmonie.

Elbphilharmonie

Elbphilharmonie: Hamburg Filarmoni Binası

Elbphilharmonie: Nehrin Üzerinde Sanat

Elbe Nehri üzerinde inşa edilen, Hamburg’un üç tarafı sularla çevrili yeni filarmoni binası Elbphilharmonie, farklı tasarımıyla şehrin mimari yapısına ve kültür-sanat sahnesine başarıyla uyum sağlıyor. Resmi açılışı, 11 Ocak’ta Kuzey Almanya Radyo Senfoni Orkestrası’nın (NDR) iki büyük konseriyle yapılan binada; iç konser salonu, müzik eğitim alanı, yeme-içme mekanları, otel ve kesintisiz panoramik şehir manzarası sunan halka açık bir ‘plaza’ bulunuyor.




Camdan Binada Devasa Org

İsviçreli ünlü mimarlık ofisi Herzog & de Meuron’un imza attığı Elbphilharmonie, 1966 yılında mekanda yerini alan Kai-Speicher Deposu’nun üzerine inşa edilmiş. Yapının kırmızı tuğladan ağır ve devasa tabanı ile 110 metre yüksekliğindeki beyaz parıltılı ve dalgalı camdan oluşan üst yapısı hoş bir tezat oluşturuyor. Cam yüzey aynı zamanda, Hamburg’un istikrarsız havasını da başarıyla yansıtıyor. Doğuda yağmur yağarken batıda güneş yüzünü gösterdiğinde Elbphilharmonie’nin cam ekranlarından (!) her ikisini de izlemek mümkün. Filarmoni binasının tam merkezine yerleştirilen, ziyaretçilerin kolayca görebileceği, hatta 4765 adet borusundan bazılarına dokunabileceği devasa org da hayli heyecan verici.

Akustik ve Mekan İlişkisi

Elbphilharmonie, iç tasarımıyla da iddialı. Göz alıcı ana salonda, yarı nişler ve kaya benzeri çıkıntıların üzerine yayılmış olan 2150 adet izleyici koltuğu hem çok şık görünüyor hem de akustik bir avantaj sağlıyor. Çıkıntı ve nişlerin her biri farklı şekillendirildiği için, konserler sırasında ses dalga dalga yayılıyor ve bir hayalet gibi salonda gezinmeye devam ediyor. Elbphilharmonie’nin eşsiz iç mimarisi sayesinde, müzik salondaki herkesi adeta sarıp sarmalıyor.

Hamburg’un geçmişini, bugününü ve geleceğini simgelemeye aday yapı, şehrin “Gelenekseli modernle birleştirerek ortaya yeni bir şeyler çıkarma” mottosunu da destekliyor. Ve Elbphilharmonie, estetik, şık ve farklı görüntüsüyle şehri ziyaret edenlerin anılarında yaşayıp, tatil fotoğraflarında yer bulacağa benziyor.

Görmeden Dönmeyin!

Hamburg Sanat Müzesi’ni, şehirdeki beş ana Lutheran kilisesinden biri olan ve görkemli yapısıyla dikkat çeken Aziz Michael Kilisesi’ni, denizcilikle ilgili kapsamlı bir koleksiyonun yer aldığı Uluslararası Hamburg Denizcilik Müzesi’ni ve “maketseverlerin Disneyland’ı” olarak anılan minyatür müzesi Mniatur Wunderland’i de gezi listenize mutlaka dahil edin.

Yazı: Zeynep Merve Kaya

2017-07-13T11:46:02+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin