Södermalm: Onların Stockholm’ü

Ana Sayfa » Stockholm - Södermalm

Stieg Larsson’u dünyaca ünlü bir isim haline getiren ‘Ejderha Dövmeli Kız’la başlayan ‘Millenium’ kitap serisinin karakterlerinin izinde, Stockholm’ün bohem adası Södermalm ’i keşfediyoruz.

Ejderha Dövmeli Kız’la başlayan ve gazeteci Mikael Blomkvist ile asi ‘hacker’ Lisbeth Salander’ın derin devlet, ırkçılık, kadın düşmanlığı ve bilgisayar korsanlığı çerçevesinde ilerleyen maceralarını anlatan, 2004 yılında hayatını kaybeden Stieg Larsson’un ‘millenium’ serisi, Stockholm’ün Södermalm Adası’nda geçiyor. Stockholm Şehir Müzesi’nce (Stadtsmuseet) düzenlenen Millenium Turu’ysa, Mikael ve Lisbeth’in maceraları aracılığıyla katılımcıları unutulmaz bir geziye çıkarıyor. Ben de Stockholm’e yaptığım ziyarette, Söndermalm’i yakından tanımak, Mikael ve Lisbeth’in maceralarına ortak olmak için Millenium Turu’na katılmayı görev ediniyorum.

Södermalm

Stockholm’ün bohem adası Södermalm

Kapının Garip Yeri

Kitapların başkahramanı Mikael Blomkvist, Bellmansgatan Sokağı’ndaki 1 Numaralı apartmanın en üst katında, manzaralı, lüks bir dairede yaşıyor. İngiltere, Avusturya, Almanya, Kosta Rika ve İtalya’dan gelen diğer Millenium hayranlarıyla ve rehberimizle burada buluşuyorum. Dikkatimi çeken ilk şey; 1 Numara’nın kapısının sokak hizasında olmaması. Kafamı kaldırıp baktığımda, binanın karşısındaki yokuştan en üst kata bir köprü uzandığını, köprünün ucundaysa bir kapı olduğunu görüyorum. Bu gariplik karşısında rehberin verdiği cevap, “Bir sebebi yok, böyle yapmışlar” olunca gerçeği sorgulamadan kabullenmek zorunda kalıyorum! İsveç yapımı filmlerde, kapının ‘yukarıda’ olması sebebiyle, 1 Numara’nın bir kaç sıra yanındaki apartman, Mikael’in evi olarak kullanılmış, ABD yapımı filmin yönetmeni David Fincher ise bu ilginç detayı filmine dahil etmekte ısrar etmiş.

Millenium Turu: Stieg Larsson imzalı orijinal seriyi, David Lagercrantz’ın yazdığı dördüncü devam kitabı ‘Örümcek Ağındaki Kız’ı, İsveç ve ABD yapımı filmleri baz alıyor. Biletler için: stadsmuseet.stockholm.se

Çok Kültürlü Södermalm

17. yüzyılda, eski şehir merkezi Gamla Stan’ın büyük çoğunluğu bir yangın sonucu yok olmuş ve bölgede yeni yapılacak binaların ahşap ve tuğla kullanılarak inşa edilmesi zorunluluğu getirilmiş. Dar gelirli aileler ve işçi sınıfı mensupları ise, ucuz ahşap binalar yapabilecekleri tek yer olan, o zamanlar Asön olarak bilinen Södermalm Adası’na taşınmak zorunda kalmış. Asögatan Sokağı’nda, o dönemlerden kalma kırmızı ahşap binaları hala görmek mümkün.

2017’nin Södermalm’ı ise, zengin, muhafazakar İsveçlilerin, Müslümanların, gençlerin ve şimdi sayıları az da olsa işçi sınıfı mensuplarının birlikte yaşadığı, çok kültürlü ve eklektik bir ada.

Kitaplarda bahsi geçen Lisbeth Salander’ın Fiskargatan 9 Numara’daki 21 odalı rezidansı, Mikael’in garip kapılı lüks dairesi, Stockholm Camii ve Adat Jisrael Sinagogu, Lisbeth’in doğup büyüdüğü Lundagatan’da, sosyal demokrasinin güçlü olduğu dönemde inşa edilen sosyal konutlar da bu çok kültürlülüğün mekana yansımaları.

Sodermalm Stockholm

Sodermalm Stockholm

Mikael’in çatı katındaki dairesinden izlediği manzarayı görmek için, 1 Numara’nın hemen karşısında uzanan yürüyüş yolu Monteliusvagen’e varıyoruz. Günün her saati muhteşem manzaralar sunan bu terasa vardığınızda, karşınızda Kungsholmen’i, ‘Kral’ın Adası’nı görüyorsunuz. Södermalm’den sonra şehrin en büyük ikinci adası olan Kungsholmen; her yıl Nobel Ödülü’nün de verildiği yer olan Stockholm Belediye Sarayı’na ev sahipliği yapıyor. Belediye Sarayı’nın 106 metrelik kulesi, Kopenhag’daki benzerinden sadece bir metre daha uzun ve bu fark sırf inat olsun diye kasıtlı olarak yapılmış! Manzarada göze çarpan Stockholm Sarayı’ysa, Gamla Stanı’da kapsayan Stadsholmen Adası üzerinde. Sarayın etrafında, zamanında şehrin asil ailelerinin kraliyete yakın olmak için yaptırdığı ‘yavru saraylar’ göze çarpıyor.

‘Fika’ ve ‘Gerçek’ Mekanlar

Tur devam ederken, sokaklar ve meydanlar insanlarla doluyor, mekanların açık havadaki masaları, biraz önce yüzünü gösteren güneşin tadını kahve eşliğinde çıkaranlar tarafından kapılıyor. Stockholm’ün canlı kafe kültürü, İsveç’in “dostlarla kahve ve tatlı eşliğinde sosyalleşme” anlamına gelen ‘fika’ ritüelinden besleniyor.

Romanlarda çok sayıda mekan adı geçiyor. Bazıları gerçek, bazılarıysa hayal ürünü. Mikael’in sık sık uğradığı The Bishop’s Arms, 1 Numara’nın karşı çaprazında, 12 Numara’da yer alıyor. Bu restoran-pub’ın şehirde yedi şubesi daha var. Hornsgatan 78 Numara’daysa karşınıza Mikael’in fika ve istihbarat toplamak için gittiği Mellqvist Kaffebar çıkıyor. Yazar Stieg Larsson’un da, çalıştığı Expo dergisinin ofisinin hemen altındaki bu kafede bilgisayarı eşliğinde uzun saatler geçirdiği biliniyor. Aynı blokta, Lisbeth’in lüks evini satın aldıktan sonra yiyecek alışverişini yaptığı 7-Eleven şubesini de görmek mümkün. Södermalm, daha pek çok etnik restoranla dolu. Larsson’un da sık sık Tavastgatan 22’deki Lübnan tavernası Tabbouli’de kuzu tandır yediğini, hatta serinin üçüncü kitabı ‘Arı Kovanına Çomak Sokan Kız’daki Bosna restoranı ‘Samir’in Kazanı’ için buradan ilham aldığını öğreniyorum. Ren geyiği ve İsveç köftesi gibi geleneksel İsveç yemeklerini denemek içinse, kitaplarda Lisbeth’in Evil Fingers müzik grubundan arkadaşlarıyla buluşmak için gittiği Kvarnen’e gidilebilir. Folkungagatan, Götgatan ve Folkungagatan’ın güneyindeki ‘SoFo’ denilen bölgedeyse Thai, Ortadoğu, Yunan ve gÜneydoğu Asya restoranları, İngiliz ve İrlanda pub’ları bulunuyor.

Södermalm Kafeler

Lisbeth’in Evi

Hem turumuz hem de Larsson’un yazdığı son kitap ‘Arı Kovanına Çomak Sokan Kız’, Mosebacke’te son buluyor. Hikayede Lisbeth eline büyük miktarda para geçince, Lundagatan’daki eski dairesinden çıkıp, Stockholm’deki en pahalı evi; Mosebacke Meydanı’nın karşısındaki muhteşem bir tepeden şehri seyreden, 21 odalı lüks daireyi satın alıyor. Mosebacke Meydanı, 1859’dan bu yana açık olan, şehrin en eski tiyatro binası Södra Teatern’e de ev sahipliği yapıyor. Yaz sezonunda bu tiyatroda opera ve tiyatro gösterileri, konserler izlemek ve içindeki manzaralı iki restoranda İsveç yemekleri yemenin çok keyifli olduğu bilgisini alıyorum rehberden. Sadece dışarıdan izleyebildiğimiz Lisbeth’in evi, gerçek hayatta da şehrin en pahalı gayrimenkullerinden biriymiş. Anlatılanlara göre, içerisi öyle şaşaalı dekore edilmiş ki, aile bu gösterişe dayanamayıp bir başka eve taşınmış. Bu ev de, sadece yılda bir kez, yılbaşı kutlamaları için kullanılıyormuş.

Rehberden ayrıldıktan sonra, tur sırasında aklıma kaydettiğim sokakları, butikleri ve kafeleri keşfetmek için yola koyuluyorum. Tüm günü Södermalm’de geçirip gençlerle dolu sokaklarda minimal tasarım duraklarına girip çıkıyor, yan masada fika yapan İsveçlilerin sohbetlerine kulak kabartıyor, adadaki seçkin müzeleri dolaşıyorum Ve Stieg Larsson’un sadece iç kitapla Södermalm’i dünyaya tanıtma başarısına şapka çıkarıp, bu bölgenin neden Stockholm’un en hareketli ve ilgi çeken noktası olduğunu bir kez daha anlıyorum.

Lindgren’e ve Pippi’ye Selam

Götgatan ve Hökens Gata’nın köşesindeki Millenium Dergisi’nin hayali ofisinin ve yan karakterlerin yaşadıkları evlerin önünden geçip, sokakta yaşanan kovalamacaların izini sürerken, rehberimiz anlatmaya devam ediyor: “İsveç’in dünyaca ünlü yazarı Astrid Lindgren’in ‘Pippi Uzunçorap’ kitaplarından alınan ilham, Mikael ve Lisbeth’te açıkça görünüyor. Larsson’un Mikael Blomkvist’i büyük ölçüde yazarın kendisini yansıtıyor; gazeteci, ırkçılık ve kadın düşmanlığına karşı, biraz solcu, belki de biraz yazarın olmak istediği gibi ‘kadınlar arasında popüler! bir karakter. Lisbeth’se yazarın yeğenlerinden birini anımsatıyor; geç ergenliğinin zirvesinde, mutsuz, soluk benizli, saçları simsiyah boyalı, sırtı dövmelerle kaplı, zayıf mı zayıf… Pippi Uzunçorap’ın ise babası bir korsan, annesi adeta bir melekti. Pippi, asla otorite tanımıyordu, ayrıca insanüstü bir güce sahipti ve aşırı zengindi. Lisbeth de kızıl olmasına rağmen saçlarını boyuyor, babası kötü bir adam, çok iyi bir kadın olan annesini bir süre önce kaybetmiş, cılız olmasına rağmen çok güçlü ve hikayenin ilerleyen bölümlerinde çok zengin oluyor.”

Bunlara ek olarak, Lisbeth’in 21 odalı lüks dairesinin zil etiketinde ‘V. Kulla’ yazıyor. İsveçlilerin, Pippi Uzunçorap’ın evi ‘Villa Villekulla’ya kısaca ‘V. Kulla’ dediklerini ve bu evin bir maketini Djurgarden Adası’ndaki Junibacken çocuk parkı ve masal müzesinde yakından görebileceğimizi öğreniyorum. Mikael de kitaptaki takma adı ‘Kalle Blomkvist’i, Lindgren’in aynı isimdeki çocuk dedektif karakterinden alıyor.

Södermalm Rehberi

  • Sessiz sinemanın ikonu Greta Garbo’nun Södermalm’de doğup büyüdüğünü biliyor muydunuz?
  • Dünyanın en büyük çağdaş fotoğraf müzelerinden Fotografiska’da modern zamanların en iyi fotoğraf örneklerini görebilirsiniz.
  • Küçük ama çok popüler olan Woodstockholm, hem bir mobilya mağazası, hem bistro hem de bar.
  • Hornstull’daki Bistro Barbro, bodrum katında İsveç’in ilk sinema temalı barına ev sahipliği yapıyor.
  • Sadece organik malzemeler ve 60’tan fazla baharat kullanan Hermans, şehrin en iyi vegan ve vejetaryen mekanlarından.
  • SoFo’daki dünyaca ünlü Swedish Hasbeens, ’70’ler esintili kıyafet tasarımlarıyla ünlü isimlerin de tercih ettiği bir marka.
  • SoFo’nun meşhur şekercisi Parlans Konfektyr, doğal malzemelerle aklınıza gelebilecek her türlü şekerlemeyi yapıyor.

Yazı: Zeynep Merve Kaya

2017-07-14T11:06:59+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin