Uzun Bir Günde Moskova!

Ana Sayfa » Moskova Gezilecek Yerler

Çoğu turist kitabında, şehrin görülmeye değer adresleri yazılır ama bunları gezerken hangisinden başlanacağı söylenmez. İşte bu yazı, sonbahar aylarında yolu Moskova’ya düşecekler ya da yıllardır buraya gelip de şehrin güzelliklerini keşfetmeye vakit bulamayanlar için yazıldı. Bir günde, yürüyerek şehrin altını üstüne getirmeye hazırsanız, başlayalım.

Sabah saat tam onu gösterdiğinde, eklerimi bitirmiş, yaseminli yeşil çayımın yapraklarını porselen çaydanlığın dibine terk etmiştim. Aldebaran Kafe, her ne kadar yaz aylarında önündeki küçük avluya taşan verandasıyla beğeni toplasa da, ben sonbahar aylarında, içerinin zengin art nouveau dekorasyonunu seyrederek, minik sandalye ve masalara sıkışıp oturmayı seviyorum. Neyse lafı daha fazla uzatmadan üzerime bir ceket alıp geliyorum… Moskova serinliyor artık, her sokağa çıkış sırasında yaşanan giyinme merasimi de hafiften başlıyor.




Lavruşinski Sokağı boyunca

Bugün hava on beş derece, rüzgar yok ama sıcak diyarlardan geliyorsanız serin sayılır. Başımın üstünde, kelleşmiş ağaç dalları ve ayağımın altında çıtırdayan sarı yapraklar eşliğinde Tretyakov Galeri‘nin bulunduğu, trafiğe kapalı Lavruşinski Sokağı boyunca yürüyorum. Dünya gözüyle bir Ayvazovski tablosunu görmek gibi bir isteğiniz yoksa ya da Rus ressamlarına ilgi duymuyorsanız vaktinizi Tretyakov Galeri‘nin içinde geçirmeden, sadece Viktor Vasnetskov imzalı cephesini selamlamanız yeterli.

Moskova Gezi Rehberi

Moskova Gezi Rehberi

Aşkınızı Moskova’ya kilitleyin!

Luzhkov Köprüsü‘ne cebinizde bir kilitle hazırlıklı gelmenizde fayda var! Böylece siz de kilidin üzerine sevdiğiniz kişinin ve kendinizin ismini yazıp köprüdeki ağaç dallarından birine kilitleyebilirsiniz. Evet, köprünün üzerinde, bu iş için belediye tarafından tasarımı özel olarak yaptırılan ağaçları ve dallarında pek çok aşkın bir daha kopmamacasına bağlandığı kilitleri göreceksiniz. Köprüden iner inmez, Balotnaya Meydanı‘nda sizleri ateş dansı yapan gençler karşılayacak. Vakit dar; ateşli gençleri şöyle bir seyredip nehrin sağ yakasına doğru devam etmekte fayda var. Kadaşevskaya civarında, nehir boyunca yenilenmiş binaların birbirinden şık cephelerini seyredebilir, eski sokak lambalarının nostaljik havasını içinize çekebilirsiniz.




Luzhkov Köprüsü

Hayaletli Kule

Karşınıza çıkan ilk köprüyü; Balşoy Moskvoretski’yi geçin. Sağ tarafınızda, Stalin’in kız kardeşleri için şehrin farklı yerlerinde yaptırdığı yedi ayrı gökdelenden birini, Kotelniçeskaya’yı göreceksiniz. Solunuzda, dev altın şapkasıyla Kurtarıcı Hz. İsa Katedrali, karşınızda Kremlin Sarayı kalacak ve şanslıysanız, altınızdan da Moskova Nehri boyunca ilerleyen bir gezi teknesi geçiyor olacak. İşte tam burada fotoğraf çekebilirsiniz. Kremlin Sarayı’nın duvarının bitiminde, güneydoğu köşesinde yer alan ve 15. yüzyıla tarihlenen Beklemişevskaya Kulesi’ne doğru yürümeye devam edin. Bu kule ismini, o dönemde kulenin hemen yanındaki evde oturan, Rus aristokrat Ivan Bersenev-Beklemishev’den alıyor. Beklemishev’in hayaletinin de hala bu kulede dolaştığına inanılıyor. Nehirden gelecek saldırılara karşı stratejik bir noktada yer alan kulenin içinde söylentiye göre bir de gizli oda bulunuyor.

Hayaletli Kule

Vitrin Alışverişi

Buradan dümdüz şlerlerseniz, sizi rengarenk kubbeleriyle Aziz Vasil (St. Basilis) Katedrali karşılayacak. Yürüyüşünüze kapalı ve tarihi bir yerde devam etmek ister, biraz da alışveriş derseniz, katedralin hemen yanında bulunan ve açıldığı dönemde (1893) Avrupa’nın en büyüğü olan GUM alışveriş merkezine girebilirsiniz. O, dönemde Rus ticaretinin nabzının attığı, kürkten ipekli eşarba kadar her türlü ürünün satıldığı ve 1917 öncesi 1.200 dükkanın bulunduğu GUM; artık Etro, Louis Vuitton, Hugo Boss gibi lüks dünya markalarına ev sahipliği yapıyor. Biraz vitrin alışverişinin ardından -zira GUM’daki fiyatlar diğer mağaza fiyatlarına göre çok abartılı- içinizi ısıtmak için keyfinize göre bir kafe seçebilirsiniz. Benim favorim, Sovyet dönemi kantini dekorunu, eski tarz sandviçlerini ve sıcak çikolatasını çok sevdiğim, en üst kattaki Stalovaya No: 57.

Moskova’nın başrol oyuncusu: Kızıl Meydan

GUM boyunca yürüyüp en soldaki kapıdan çıkarsanız, kendinizi, turistlerin yıllardır fotoğrafını çeke çeke eskitemediği, Moskova’nın başrol oyuncusu Kızıl Meydan‘da bulacaksınız. Buradan ilerleyip Tarih Müzesi binasının altındaki hediyelik eşya dükkanına da göz atabilirsiniz. Kızıl Meydan’dan çıkmak için, 1680’den bu yana defalarca yıkılıp inşa edilen ve hala görkemini koruyan çift kuleli Diriliş Kapısı’nı kullanın. Dilerseniz, sol tarafa yönelip Aleksandrovski Bahçeleri’nde bir tur atabilirsiniz. Burası her gece pek çok Rus’un buluşma noktası; bir zamanlar Çar’ın kafa dinlediği bu bahçe, şimdilerde yaz-kış ellerinde içecekleriyle toplaşan gençler sayesinde daha çok neşeli bir kokteyl alanına benziyor. Eğer Diriliş Kapısı’ndan sağa dönerseniz, ahşap el sanatları tezgahlarına rastlayacaksınız. Matruşkadan suluboya tabloya, dürbünden el örgüsü şala kadar pek çok Rustik hediyelik eşyayı buradan toplayabilirsiniz. Pazarlık etmek elbette serbest! Hatta olmazsa olmazlardan…

Biraz nostalji

Bu tezgahlarda fazla oyalanmaz ve yürüyüşe devam ederseniz biraz ileride, 1899-1907 yılları arasında inşa edilen Metropol Otel’in dantela gibi işlenmiş art-nouveau cephesi sizleri selamlıyor olacak. Arka kapıdan girip eski resepsiyon bölümüne, nostaljik asansöre ve hemen yanındaki restorana göz atmalısınız. Metropol Restoran’ın altın avizeleri ve renkli vitraylarla süslü cam kubbesi mutlaka görülmeli. Çıkışta, sağ tarafa yönelirseniz, tam karşınıza Bolşoy Tiyatrosu’nun cephesi çıkacak. Lubyanka Metro İstasyonu’na doğru ilerlerseniz, solda Sovyet döneminden kalan en büyük çocuk mağazası Detsky Mir’i göreceksiniz. Dış cephesi sizi yanıltmasın, içerisi tam bir içi dolu fıçıcık… İddia ediyorum, bu kadar eğlenceli bir mağazayı daha önce pek görmemişsinizdir.

Atıştırma zamanı

Bu arada biraz acıkmaya başladıysanız, en yakın alt geçitten geçerek caddenin karşısındaki kafe ve bar seçeneklerini değerlendirebilirsiniz. Benim favorim, duvarlarında çizgi roman karakterleri dahil çeşitli çizimler bulunan Coffee Mania. Rozhdestvenka ile Puşeçnaya Sokakları’nın kesişiminde yer alan kafede; salata, çorba gibi atıştırmalık yiyeceklerin yanı sıra enfes pastalar da sizi bekliyor. Bu atıştırmalıklardan sonra “Oturup bir şeyler de içelim” diyorsanız, size ilginç bir adres önerim daha var. Teatralnıy Proezd üzerinde, Bolşoy Tiyatrosu’nu ve Neglinnaya Sokağı’nı arkanızda bırakarak sokağın başına doğru devam edin. İki binanın arasında bir kemer göreceksiniz. Kemerin tepesinde Rusça “Сepeбpяный век” yazılı bir afiş olmalı. Köşe kapmaca oynamayı sevdiyseniz, tarife devam ediyorum. Avluya girince, ilk giriş kapısını geçtikten sonra soldaki ikinci kapıya yönelin. Eski bir banya’dan (Rus hamamı) bozma bu barın ismi Masterskaya. Burada çoğu akşam film gösterimleri ya da canlı müzik yapılıyor. Üst katlarındaysa, sanatsal faaliyetlerin sürdürüldüğü, her biri farklı şekilde tasarlanmış odalar bulunuyor.

Çehov ya da Rus mutfağına dair her şey!

Yürüyüşe devam etmek isterseniz, Kuznetski Most Caddesi boyunca Tverskaya’ya doğru ilerleyin. Burada, GUM’un minyatürü sayılan ve gece 22.00’ye kadar açık olan Petrovski Pasajı’ndan geçip biraz ısınabilirsiniz. Akşam oluyor, hava iyice serinliyor artık! Daha da ilerlerseniz, trafiğe kapalı Kamergenski Sokağı’nda envai çeşit restoran ve kafenin arasından geçerek Moskova Sanat Tiyatrosu’na varacaksınız. Her akşam saat 19.00’da başlayan gösterilerden birine kapıdan bilet alıp girebiliriniz. Çoğunlukla Anton Çehov’un oyunlarına yer veren bu tiyatroda klasik bir yapıt izleyerek geceyi sonlandırabilirsiniz. Dilerseniz de, Tverskaya Caddesi’ne çıkıp serin Moskova akşamının tadını çıkarabilir, son olarak Yeliseev Yiyecek Pazarı’na uğrayıp havyar, çikolata ve içecek alışverişinizi yapabilirsiniz. Sovyet Devrimi öncesine tarihlenen bu şarküteride, Rus mutfağına dair aklınızdaki her şeyi bulabilir, süslü tavanı ve billur avizeleri arasında alışveriş zevkini tadarak turunuzu tamamlayabilirsiniz.

Rusya hakkında ilginizi çekebilecek diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı: Zeynep Kun

2017-12-08T10:52:30+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin