Lviv, Ukrayna: Tarih İçinde, Yeni Bir Yolculuk

Ana Sayfa » Lviv Gezi Rehberi

İstanbul’dan uçakla sadece iki saatlik uzaklıkta bulunan, Ukrayna’nın kültür ve sanat başkenti Lviv ’de olmak, tarih içinde çıkılan modern bir yolculuk gibi.

Lviv, ne tek bir döneme ne de tek bir çağa ait. Galiçya, Avusturya-Macaristan, Polonya ve Sovyet Rusya kültürlerine ait etkilerin, şehrin her köşesinde muhteşem bir uyumla kendisini gösterdiği şehir, günümüzde Batı’ya çevirdiği yüzüyle kendisini bir “Doğu Avrupa Şehri” olarak tanımlıyor. Birçok Avrupa şehrinden çok daha ucuz olmasıyla her bütçeye ve zevke uygun bir rota olarak öne çıkan Lviv’in gezilecek ve görülecek yerleriyle, tadılacak nefis lezzetleri var.




Lviv’in her zevkteki gezgine sunacak birçok şeyi olduğu kesin. Lviv’i keşfetmek için en güzel mevsim, ilkbahar ve yaz ayları.

Lviv

Rynok Pazar Meydanı Lviv

Lviv’in Tarihi Merkezi

UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde yer alan tarihi Rynok (Pazar) Meydanı, aynı zamanda şehrin kalbi. Bu ana meydan, 16. ve 20. yüzyıllar arasına tarihlenen ve bu dönemdeki farklı mimari stillerde inşa edilmiş binalara ev sahipliği yapıyor. Meydanın tam ortasında bulunan belediye binasının tarihi, 1800’lerin başına dek uzanıyor. Binayı 1939’dan bu yana Lviv Belediye Meclisi kullanıyor. Bu binanın en dikkat çeken özelliği, içinden geçilerek ulaşılan Ratusha Kulesi. 1835 yılına tarihlenen, yaklaşık 65 metre yüksekliğindeki bu kulenin en üst noktasına ulaştığımda, bana pek sevdiğim Prag’ı hatırlatan ve nefesimi kesen bir şehir manzarası ile karşılaşıyorum. Bu manzara, Rynok Meydanı’nın tarihi bir filmden çıkmış gibi görünen sokakları, sokaklara yayılan tarihi yapıları ve yemyeşil parklarıyla Lviv’i özetliyor adeta.




Lviv Ukrayna

Lviv’in tarihi merkezi

Lviv’in Müzeleri

Lviv birbirinden ilginç müzelere sahip. Bunlar arasında adı ilk sırada anılması gereken, Ukrayna’nın en büyük sanat müzesi olan ve Doğu ve Batı Avrupa’dan çeşitli sanat eserlerine ev sahipliği yapan Lviv Sanat Galerisi’nin de içinde yer aldığı Potocki Sarayı. Ayrıca, 4 bin kadar ikona, 17. ve 18. yüzyıllara ait gravürler, Johann Georg Pinsel, Maciej Polejowski, Michal Filewicz gibi sanatçıların resimleri ile birlikte, Kiril alfabesiyle basım yapan matbaanın mucidi Schweipolt Fiol’un (1479-1526) yayınları, yine tarihteki ilk matbaa baskısı kitaplarda imzası olan isimlerden eğitimci ve yazar Francysk Skaryna’nın (1486-1551) ilk baskılarının yanı sıra, önemli el yazmalarının da bulunduğu Andrey Sheptytsky Ulusal Müzesi de mutlaka görülmeli. Farklı Ukrayna köylerinin kopyasının inşa edildiği ve 18 ila 20. yüzyıllar arasındaki köy hayatının canlandırıldığı Yerel Mimari ve Köy Hayatı Müzesi ise, hem zengin Ukrayna kültürünü yakından tanımak hem de yemyeşil bir doğada vakit geçirmek için harika bir seçenek. Lviv Tarih Müzesi de hayal gücümüzü zorlayan müzeler arasında yer aldı.

Lviv’in Müzeleri

Lviv’in Müzeleri

Lviv’in Mis Kokulu Kafeleri

Lviv’in, vazgeçilmez keyiflerinden biri olan kahveyle ilgili anlatılagelen bir efsanesi var. Buna göre, hem Avrupa hem de Lviv, kahveyle tanışmasını 1640’ta Lviv’de doğan Jerzy Franciszek Kulczycki’ye borçlu. Türkçe ve Macarca da hakim olan Ukraynalı bu asilzade, 1683’teki 2. Viyana Kuşatması sırasında, kuşatmanın stratejilerine vakıf olmak üzere, kılık değiştirerek Osmanlı ordusunun içine sızmış. Kendisi gerçekten de bu işte başarılı olduğundan mıdır bilinmez, Osmanlı ordusu geri çekilince, Kulchitsky Viyana’da “kahraman” ilan edilmiş ve kendisine değerli hediyeler verilmiş. Aldığı ödüller arasında, Osmanlı ordusunun ardında bıraktığı, kahve çekirdekleriyle dolu 300 çuval da varmış. Böylece Kulchitsky -biraz mecburiyetten, biraz da ticari zekadan kaynaklı sanırım!- Viyana’da, Blue Bottle ismini verdiği ilk kahve evini açmış. Daha sonra kahveyi kendi şehrine de taşımış. Lviv’de bugün de, bu kahve efsanesine yakışacak ilginçlikte kafeler var. Öyle ki, kahveyle birlikte öğrenildiği iddia edilen “Türk usulü kumda kahve” kültürünü devam ettiren Kopalnya Kavy yani “Kahve Madeni” isimli kafe, gerçekten de bir yeraltı mahzeninde. Pazar Meydanı’ndaki Svit Kavy’den (Kahve Dünyası) ise dünyanın dört bir yanından gelen kahve çekirdeği ve kahveye dair her türlü malzemeyi satın almak mümkün. Ayrıca, burada bir mola verdiyseniz, Viyana usulü kekle servis edilen kahveyi de mutlaka denemelisiniz. Bir başka efsane kahve durağı ise kahvenin cezve ile pişirildiğini, önünde ’70’li yıllardan bu yana uzun kuyrukların hiç bitmediğini öğrendiğim, sanatçıların ve artistlerin buluşma noktası Virmenka.

Lviv’in Kafeleri

Lviv’in Kafeleri

Lviv’in Yerel Lezzetleri

Bu kadar kahve evi var da, yenilecek içilecek başka bir şeyler olmaz mı? Hemen geleneksel olanları sayayım: ‘Borş Çorbası’, ‘Sarımsak Soslu Ekmek’, daha önce Gürcistan ve Ermenistan’da da yediğim ‘Hinkali’ye benzer Ukrayna mantısı ‘Varenyky’, mısır unuyla pişirilen ‘Banoş’ ve kuru meyvelerden yapılan ve Ukraynad’da sıkça tüketilen bir içecek olan ‘Uzvar’… Özellikle bir restoran önermem gerekirse, piyano eşliğinde sunduğu açık büfe kahvaltısıyla meşhur Baczevski Restaurant’a gitmeden dönmeyin derim. Tabii şehirde, bunların dışında İtalya’dan Meksika’ya kadar uzanan bir yelpazede dünya mutfaklarından lezzetler bulmak da mümkün.

Yerel Yemekler

Lviv’in Yerel Yemekleri

Şehri Stryiskyi Parkı’ndan İzlemek

Şehrin merkezinde görülecek çok yer ve yapılacak çok şey olabilir. Ancak, her şey bundan ibaret değil elbette. Sanat ve tarihe doyduktan sonra biraz da doğayla kucaklaşayım diyorum ve bir şehrin içinde görüp görebileceğim en yeşil parklardan birinde buluyorum kendimi. Çiçek kokuları ve kuş cıvıltılarıyla daha da çekici hale gelen ve Ukrayna’nın en güzel parklarından olduğu söylenen Stryiskyi Parkı, şehir merkezine yaklaşık iki kilometre mesafede. Burası, şehre biraz uzaktan ve tepeden bakmak isteyenler için en doğru adres.

Lviv ’in Heykelleri

Küçük bir bahçeyle çevrelenen Dominik Kilisesi’nin hemen yanında, çoğunlukla yaşlı Ukraynalı kadın ve erkeklerin tezgah açtığı küçük ve sevimli bir kitap pazarı var. Kitap pazarının ortasında, bu pazara yaraşır bir heykel gözüme çarpıyor. Elinde bir kitapla betimlenen bu heykel, Moskova’da ilk Rusça kitabı yayımlayan ve Lviv’de sürgünde ölen Ivan Fyodorov’a (1525-1583) ait. Şehirde çok sayıda heykel var. Lviv’e gitmişken, Lviv’in kurucusu Prens Danlyo’nun Bernardine Kilisesi’nin hemen ilerisindeki ‘Danylo Halytsky’ isimli heykelini, Pazar Meydanı’nda bulunan bir çeşmeyi süsleyen ‘Neptün’, ‘Diana’, ‘Adonis’ ve ‘Amphitrite’ heykellerini de görmek gerekiyor.

Ayrıca, Pazar Meydanı’nın batısında kalan Svobody Caddesi’ndeki parkta da birçok heykel yer alıyor. Bunlar arasında, Ukraynalı şair ve ressam Taras Shevchenko’ya ait heykel, boyutu ve betimlemesiyle dikkat çekiyor. Bağımsızlık sonrası yerleştirilen heykel, ülkenin tarihi ve kültürel simgeleriyle bezeli bronz bir parçanın yanında yükseliyor.

Lviv Heykelleri

Lviv’in Heykelleri

Mutlaka Görün!

  • Lviv Opera ve Bale Binası: Svobody Caddesi’nin sonundaki Lviv Opera ve Bale Binası, 1901 yılında, Batı Avrupa’daki diğer opera binalarından esinlenerek yapılmış. Neo-Rönesans tarzında inşa edilmiş bu opera binasının içi, dışından çok daha renkli. Bin kişiyi ağırlayabilen opera binasında günaşırı bir program bulmak mümkün.
  • Pravda Bira Evi Tiyatrosu: Lviv’in yeni yüzlerinden biri olan Pravda Bira Evi Tiyatrosu, eski bir bira fabrikasının, alternatif bir eğlence mekanına dönüştürüldüğü bir adres. Üç katlı mekanın giriş katında bira üretim birimleri, asma katında tiyatro sahnesi havasında düzenlenmiş bir alan, ikinci katında canlı müzik performanslarının sergilendiği alan, üçüncü katında da güzel bir manzaranın eşlik ettiği restoran yer alıyor.
  • Lviv El Yapımı Çikolata Fabrikası: Serbska Sokağı’nda bulunan Lviv El Yapımı Çikolata Fabrikası’ndaki ürünlerin lezzetleri kadar, bir sanat eseri titizliğiyle işlenmiş şekilleri de hayranlık uyandırıyor.
  • Gaz Lambası Restoranı: Bir grup girişimci ve yaratıcı Ukraynalının kurguladığı “Duygusal Restoranlar” konseptine dahil. ‘Gasova Lampa’ müze-pub-restoran’ı ilginç mimarisi ve leziz yemekleri için ziyaret edebilirsiniz.

Lviv’in Katedralleri

Lviv’de irili ufaklı o kadar çok sayıda şapel, kilise ve katedral bulunuyor ki! Ziyaret önceliğimi, Avrupa’daki birçok mimari akımdan etkilenerek yapılan Latin Katedrali ile zamanında Roman Katolik kilise ve manastırı olarak Barok tarzda inşa edilen Dominik (Dominican) Kilisesi’ne veriyorum. Bu iki yapı, aynı zamanda şehrin en önemli dini mimari yapıları olarak gösteriliyor.

Latin Katedrali’nin ilk taşı 1360 yılında, Kral Jan Kazimierz (2. Jan Kazimierz Waza) tarafından konulmuş. Yapıda, Gotik, Rönesans ve Barok mimari tarzlarının etkisi açıkça görülüyor. Dominik Kilisesi de Lviv’in en eski yapılarından biri. Kilisenin kuruluş tarihi 13. yüzyıla kadar uzanıyor. 1749 yılında, eski kilisenin bulunduğu yerde, Jan de Witte’e ait mimari planına göre yeni bir kilise inşasına başlanmış ve yapımı 10 yıl sürmüş. Şehirde ilk elde, görülebilecek diğer tarihi dini yapılar arasında Ermeni Katedrali (Yapım: 15. yy, Restorasyon: 199. yy), Boim Şapeli (Yapım: 17. yy) ve St. George Katedrali’ni (Yapım: 18. yy) sayabiliriz.

Lviv’in Katedralleri

Lviv’in Katedralleri

Odessa Gezi Rehberi’ni bu linkten ulaşabilirsiniz.

Yazı: Merve Kan

2017-07-10T12:30:17+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin