Kaş’ın Size Söyleyecekleri Var!

Ana Sayfa » Kaş Gezi Rehberi

Anadolu mitolojisinde “Işık Ülkesi” olarak anılan Kaş, dağların yeşilinden süzülerek turkuazın en güzel tonlarına bürünen renkleri, küçücük limanındaki balıkçı tekneleri, büyüleyici su altı, daracık sokakları, begonvilleri ve tarihiyle Akdeniz’in eşsiz bir köşesi.

Bu güzelim coğrafyayı Likyalılar yüzyıllar öncesinde fark etmiş, burada en güzel kentlerinden birini kurmuş ve ona “Antiphellos” (Taşlı Yerin Karşısı) adını vermişler. Bugünün yerli ahalisi de; arkasında uzanan dağları ve kıyısına kurulduğu deniziyle Kaş’a, “Arkası taş, önü yaş” demiş. Kim ne derse desin, zaman Kaş’ın içinden akıp giderken onun güzelliği, hep zarif hep saklı kalmış.




Kaş konaklama: Küçük güzeldir

Kaş, uzunca bir süredir en gözde yurtiçi destinasyonlarından biri. Antalya’nın en batısında bulunan bu küçücük sahil kasabası, ’70’li yılların sonlarına doğru, yerli halkın evlerini açtığı kaşif pansiyonerleri büyüleyerek, şimdilerde turistik işletmelerin yetişemediği bir destinasyon haline geldi. Kaş’ın bu kadar ilgi görmesinde doğal güzelliklerinin yanı sıra, derli toplu ve küçük yerleşim yapısı da etkili oldu. Beldede, sayıları her geçen gün artan otel ve pansiyonların büyük bir kısmı restoranlara, eğlence mekanlarına ve sahile yalnızca beş-on dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor. Yüksek sezonda tatilcilerin yer bulmasının imkansız hale geldiği Kaş’ta, daha sessiz ve sakin bir tatil arayışında olanlar ise merkeze araçla ulaşabilecek mesafelerdeki konutları kiralıyor.

Booking.com

Uyuyan dev

Bu küçücük ilçeyi bir saatlik kısa bir turla keşfederken, Arnavut kaldırımlı daracık sokaklar, buralara taşan renkli sandalye ve masalar, balkon ve kapılarını begonvillerin süslediği taş evler, sarıp sarmalıyor sizi. Kaş’ın meydanında yürürken kafanızı kaldırıp yan yatmış bir devi andıran kayalarla göz göze geldiğinizde ise doğanın en yetenekli heykeltıraş, bu kayaların da neden efsanelere konu olduğunu daha iyi anlıyorsunuz: “Uyuyan Dev”in sevgilisi, Kaş’ın tam karşısında bulunan Meis Adası‘nda yaşarmış. Ayrı düşen sevgililer, ancak deniz kabarıp ikisinin birden her yerini kapladığında kavuşacakmış. Sözün özü, iki sevgilinin buluşabilmesi için hem Kaş’ın hem de Meis’in sular altına gömülmesi gerekiyormuş. Kim bilir, belki de aşk her şeye kadirmiş!




Kaş Gezi Rehberi

Kaş Gezi Rehberi

Meis Adası

Tam karşısında bir göz gibi duran Yunan adası Meis’e yapılan günlük turlar, Kaş’ın vazgeçilmezlerinden. Meis, unutulmaz bir Akdeniz hikayesiyle 1992 yılında ‘En İyi Yabancı Film’ Oscar’ını almış olan, Gabriele Salvatores’in ‘Mediterraneo’ (Akdeniz) filminin çekildiği ada olmasıyla da ünlü. Kendi adıma, Ada’yı keşfetmeyi sonraya bırakıp önce “Mavi Mağara”ya doğru yolculuk etmenizi öneriyorum. Sular yükseldiğinden girişi sadece 11.00’e kadar mümkün olan bu mağaraya deniz taksiyle ulaşılıyor. Burada, ufacık bir oyuntudan muhteşem bir mağaraya açılan manzaradan büyülenmemek mümkün değil. Bu eşsiz yüzme deneyiminin ardından Ada’nın merkezine dönerek, deniz kıyısındaki samimi restoranlarda Yunan mutfağının tadına bakabilir, sonrasında da keşif yürüyüşünüze çıkabilirsiniz.

Bir not: Yaklaşık yarım saatlik bir deniz yolculuğu ile varılan Meis Adası’na Schengen vizesi ile giriş yapabilir, ayrıca kapıdaki vize uygulamasıyla da Ada’yı ziyaret edebilirsiniz.

Kaş’ta Dalış: Mavinin derinliğinde

Kaş, dalış sporunun Türkiye’deki en önemli merkezlerinden biri. Denizaltındaki canlılığın yanı sıra tarihi batıklar da, Kaş’ı dalış için bir çekim noktası haline getiriyor. Küçücük limanında, balıkçı teknelerinin yanına dizili, donanımlı dalış tekneleri, her yaz yüzlerce dalış meraklısını büyüleyici denizaltı sakinleriyle; orfozlarla, caretta-caretta’larla, rengarenk papaz balıklarıyla buluşurken, denizin altında tarihi bir yolculuğa da çıkarıyor.

Kaş

Yamaç paraşütüyle süzülürken

Kaş’ı çevreleyen dağlar, sadece efsane değil, Kaş’ı bir kuş gibi zarifçe süzülerek izleyebileceğiniz yamaç paraşütü sporuna da ev sahipliği yapıyor. Asas Dağı’nın eteklerinde, yaklaşık 650 metrelik bir yükseklikten salınarak gerçekleşen bu yamaç uçuşu, 20 ila 25 dakika sürüyor ve size, Çukurbağ Yarımadası dahil tüm Kaş’ın kuşbakışı görülebildiği eşsiz bir seyir imkanı sunuyor. Asas Dağı ve yamaçları, görülmeye değer kaya mezarlarına da ev sahipliği yapıyor. Kayalara oyulmuş bu mezarlar, Likya döneminde, özellikle sosyal statüsü yüksek kişilerin edebi istirahat yerleri olarak kullanılıyormuş. Bir kral veya bir aile için yapılan bu mezarların dış cephelerinde ve girişlerinde yazıt ve işlemeler ile aileye ait bilgiler bulunuyor. Tarihi mirastan söz etmişken, ilçenin batısında bulunan Çukurbağ Yarımadası’na doğru giden yolun sağında, denize nazır uzanan ve ince Helenistik oyuna sahne olan amfi tiyatroyu da anmadan geçmemek gerekiyor. Güneşi burada, tarihin sonsuz nefesi eşliğinde batırmanın keyfine doyum olmuyor.

Uzun Çarşı

Antik Likya medeniyetine ait kaya mezarlarının en ihtişamlılarından biri de, Kaş’ın merkezinde yer alıyor. MÖ 4. yüzyıla ait bu lahidin üzerinde bir kitabe ile bir erkek ve bir kadın figürü bulunuyor. Lahidin başında bulunduğu ve Antik dönemlerde de merkezin parçası olduğu anlaşılan bu sokak, bugün Kaş’ın en işlek yeri olan Uzun Çarşı’ya ev sahipliği yapıyor. Çeşit çeşit butik mağazaların, takıcı ve kilimcilerin olduğu bu çarşı, özellikle akşam gezmelerinde, tatilcilerin uğrak yeri oluyor.

Kekova’yı görmeden dönmek mi?

Kaş’ın küçücük bedenine sığdırdığı sayısız etkinliğe dahil olmuşken, balıkçı teknelerinin yamacından kalkan tur teknelerine binip Kekova’ya da uzanabilir, göz alıcı koylarda yüzme imkanı bulabilirsiniz. Demre ilçesi yakınlarındaki Kaleköy’e ve Üçağız açıklarında, küçük ve kayalık bir ada olan Kekova’ya yapılan turlar, her gün sabah 10.00’da başlıyor. 8. yüzyılda yaşanan bir depremle bir bölümü sular altında kalan Kekova Adası’na vardığınızda sizi, gömüldüğü maviliğin altından batık bir şehir selamlıyor. Bu yolculuğun duraklarından biri olan Kaleköy’de ise, patika sokaklardan çıkılarak ulaşılan kaleden, Kekova harika görünüyor. Gidiş ve dönüş yolunda, eşsiz güzellikteki koylarda verilen molalar da, günün sonunda yanınıza kar kalıyor.

Havaların yaz ayları kadar bunaltmadığı Eylül’de, Kaş ayrı bir güzel. Onun sözlerine kulak vermeniz için “arkasında taş, önünde yaş” sizleri bekliyor.

Diğer Yurtiçi yazı notlarımıza bu linkten ulaşabilirsiniz.

Yazı: Başak Uluköse. Fotoğraflar: Özcan Şarlı

2017-12-08T10:50:17+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin