Gökova Akyaka “Gökova’yı gör de yaşa”

Ana Sayfa » Gökova - Akyaka

“Eğer bir insan Gökova’yı görmüşse, artık onu görmemiş gibi yaşayamaz”

Güneyin cennet köşelerinden birine varmak için yollara düşüp de Sakar Geçiti’nden geçti mi bir kez insan, gerçekten de o görkemli manzarayı görmemiş gibi yaşayamaz artık. Deniz seviyesinden 671 metre yükseklikten, çam ormanları arasından kıvrıla kıvrıla aşağı süzülürken tüm ihtişamı ve çekiciliği ile gözler önüne serilir o manzara: Bir yanda rengarenk güzelliğiyle Gökova Ovası, bir yanda dantela koylarıyla turkuazın tonlarına bürünmüş Gökova Körfezi. Doğanın hünerine dair o büyü, insanın hafızasını ve duygularını zapt eder bir anda ve bir daha da bırakmaz peşini. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, bu toprakları, koca bir ömür eskittiği Ege’den “Roma’yı gör de öl, Gökova’yı gör de yaşa” sözleriyle ayırırken, bir başka koca denizci Jacques-Yves Cousteau “Dünyada cenneti arıyorsanız Gökova’dır” sözleriyle anlatır bu diyarı.




Gökova Akyaka

Gökova Akyaka

Akyaka – Saklı köy

Kuzeyinde yükselen çam ormanlarıyla kaplı dağlar, doğusunda tatlı suların kaynadığı Kadın ve Akçapınar azmakları ile yemyeşil ovaların uzandığı Akyaka, gözlerden uzak, küçücük bir balıkçı köyüyken 1970’li yıllardan itibaren şehir kaçkınlarının ve sanatçı ruhların buluşma yeri olmuş. Akyaka’nın bakir doğasına ve hiç kesilmeyen tatlı meltemine kapılıp buraya gelenlerin sayısı yıllar içinde artmış olsa da bu köy hep sakin, hep saklı, hep eşsiz kalmış. Akyaka’yı kıyı talanından ya da çılgın kalabalıklardan koruyan en önemli özelliklerinden biri, konumu olmuş elbette. Güneyin gözde turizm merkezlerine doğru yola koyulanlar, Sakar’dan geçerken o muhteşem manzarayı hafızalarına kazıyıp yollarına devam edip gitmiş. Akyaka ise o manzaranın bir köşesine, çamların arasına sessizce saklanmış.

Gökova – Mimarın rüyası

1980’li yılların ortasında, Akyaka’nın ismi, önce mimari çerçevelerde, ardından da tüm Türkiye’de duyulmuş. Bu durumun mimarı da, Ula’nın geleneksel evlerini örnek alarak projesini çizdiği ve yerel ustalara kendisi ve eşi arkeolog Halet Çambel için Akyaka’da yaptırdığı eviyle ‘Uluslararası Ağahan Mimarlık Ödülü’nü kazanan şair ve gazeteci Nail Çakırhan olmuş. İslam kültürünü başarıyla yorumlayan çağdaş tasarım ve mimari projelere verilen bu saygın ödülün, 1983 yılında, formel bir mimarlık eğitimi olmayan Nail Çakırhan’a verilmesi, dönemin mimari ve akademik çevrelerinde çeşitli homurdanmalara yol açmış! Oysa, bölgenin kültürünü rafine bir şekilde mekana yansıtan bu proje ve aldığı ödül sayesinde, dikkatler bu bölgeye yönelmiş, ardından da bölgede koruma çalışmaları başlatılmış. Gökova ve çevresi, 1988 yılında ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilmiş; böylece ’80’li yılların ikinci yarısında başlayıp sonraki yıllarda ivme kazanan kıyı talanlarından da kurtulmayı başarmış.




Gökova – Akyaka: Gerçek bir ‘Cittaslow’!

Küçücük merkezi, düzenli, dar ve tertemiz sokakları, Nail Çakırhan’dan feyz alan mimar ve ustaların denize doğru uzanan çamların arasına, birbirleriyle sohbet edermişçesine yerleştirdiği ahşap oymalarla süslü, begonvillerle sarmalanmış evleri, küçük balıkçı motorlarının tatlı sularında gezindiği azmakları ile Akyaka, sükunetini korumaya devam ediyor hala. Üstelik bu sükuneti de tescilli. Akyaka; çevreye duyarlılık, gürültü kirliliği ve yoğun trafiğin olmadığı bir kentsel yaşam, doğanın ve yerel kültürel değerlerin korunduğu turizm ve yerel sanat/zanaat ortamı, sosyal uyum ve misafirperverlik gibi kriterlerle, dünyadan benzer yerleşimleri bir araya getiren ‘Uluslararası Sakin Şehir (Cittaslow) Birliği’nin üyelerinden biri.

Akyaka Kadın Azmağı: Sakince gezerken

Akyaka’da sahil kahvelerinden birinde kahvaltı yaptıktan sonra kumsalın bittiği noktada başlayan Orman Kampı’na doğru yapılacak bir yürüyüş, bu yörenin saklı noktalarını keşfetmek için iyi bir başlangıç rotası. Çam ağaçlarının gölgelediği tahta masalar, denize inen ince uzun merdivenler, denize doğru süzülen kayalara tutunmuş çam ağaçları ve iskeleler, kıvrıla kıvrıla sakin koylara açılan daracık yollar…

Bir başka yürüyüş rotası da, ağaçlar ve sazlıklar arasından süzülerek Gökova Körfezi’ne akan ve doğal bir akvaryum hissi veren Kadın Azmağı. Buraya yürüyerek gelinebileceği gibi, ufak teknelerle de ulaşmak mümkün. Yaz sıcağındaki serinliği, suyun altında uzanan muazzam bitki örtüsü, elinizi uzatsanız tutacağınızı sandığınız balıkları, kaplumbağaları, üzerinde süzülen ördekleri ve sevimli su samurları eşliğinde, azmak kenarındaki şirin restoranlarda günün herhangi bir saatinde verilen mola, koca denizcileri sevgiyle yad edip “Cennetteyim galiba!” dedirtiyor insana.

Akyaka Plajı: Turkuaz ile yeşil arasında…

Hiç kuşkusuz Akyaka Plajı, incecik, sapsarı ve tertemiz kumlarıyla Türkiye’nin en güzel kıyılarından birinde uzanıyor. Sahilden itibaren yaklaşık iki yüz metre kadar, sığlığı devam eden bu güvenli sular size heyecan vermiyorsa eğer, bu plajın hemen yanı başındaki Orman Kampı’nın tatlı suları arasından ya da üç kilometre ötedeki Çınar Plajı’ndan denize girip turkuazın tonlarıyla burada buluşabilirsiniz. Bu güzelim suları kulaçlarken bir Akdeniz fokuna rastlamanız ve onunla birlikte yüzmeniz ise uzak bir ihtimal değil. Akyaka’da her türlü motorsuz su sporu, tarih ve doğayla kucak kucağa orman yürüyüşleri ve kaya tırmanışları yapabilir, at sırtında orman içi safariye çıkabilir, Sakar Tepe’de yamaç paraşütünün adrenalin dolu büyüsünü tadabilir, azmak sularında kano heyecanı yaşayabilir, bisiklet turlarıyla çevre köyleri keşfe çıkabilirsiniz. Keşif alanınızı genişletmek isterseniz eğer, günlük gezi teknelerinin düzenlediği turlarla İncekum ve Sedir Adası’na gidip Gökova Körfezi’nin unutulmaz güzelliklerini yaşamınıza katabilirsiniz. Unutmayın, Akyaka’ya dönüp de, azmak başında ya da kumsalın hemen arkasındaki restoranlardan birinde oturup suyun sesini dinlediğiniz o büyülü akşamlarda, yorgunluğunuzdan eser kalmayacak.

Gökova Ovası’nın sazlıklarına gelen değişik türdeki görmen kuşlar, leylekler, flamingolar ve pelikanlar, bahar aylarında kuş gözlemi yapan meraklıların akınına uğruyor.

Akyaka Kitesurf: Türkiye’nin en iyi ‘Kitesurf’ü Akyaka’da yapılır.

Türkiye’nin en iyi ‘kitesurf’ merkezlerinden biri olan Akçapınar Plajı, yıl boyu kesilmeyen rüzgarı, malzeme kiralama ve eğitim olanaklarıyla dünyanın dört bir yanından gelen kitesurf tutkunlarını ağırlıyor.

Diğer Yurtiçi yazılarımıza bu linkten ulaşabilirsiniz.

Yazı: Senem Kaya

2017-12-08T10:51:13+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin