Kış Güneşi altında İyonya Yolculuğu

Ana Sayfa » İyonya (İonia) Uygarlığı

İyonya (İonia) Kentleri – Ionia Uygarlığı Hakkında Güncel Bilgiler

Ege kıyıları, muhteşem coğrafyası, bereketli toprakları ve güneşin parıldadığı gökyüzünün altında, tarih boyunca pek çok halkı kendine çekmiş. Ege’nin batı kıyılarına M.Ö. 8. Yüzyıl’dan itibaren yerleşmeye başlayan İyonlar ise bölgenin karakterini belirleyen kentler ortaya çıkarmış.

Efes Celsus Kütüphanesi

Efes Celsus Kütüphanesi

Bugün İzmir’den güneye doğru yapılacak bir yolculuk, aynı zamanda İyonların tarihine bir yolculuk olacaktır. İzmir’den, Bafa Gölü’ne kadar irili ufaklı onlarca kent kuran İyonlar, denizciliğin getirdiği zenginliği sanata, mimariye ve felsefeye harcamış.

Bilim alanında pek çok ünlü isim yetiştiren İyonya, tarihe de ‘İyon Rönesansı’ adı verilen bir olgu hediye etmiş. Tüm varlıkların özünde su ögesinin bulunduğunu söyleyen ve M.Ö. 585 yılında güneş tutulmasını tahmin eden Thales, ‘Sayıların Babası’ olarak bilinen ve yaşamın her alanında matematik olduğunu söyleyen Pisagor ve “Tüm servetimi yanımda taşırım” diyerek bilginin en büyük servet olduğuna vurgu yapan, antik dünyanın yedi bilgesinden biri olan Bias, İyonyalı’dır.

 

İyonlar, sadece yetiştirdikleri filozoflar ve matematikçilerle değil, ortaya çıkardıkları kentlerle de tarihin akışına yön vermiş. Efes, Milet, Teos ve Klazomenai gibi İyonlar’dan geriye kalan muhteşem kentler, kış güneşi altında çok daha keyifle geziliyor.

“İyonlar, kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurmuşlardır” Heredot Tarihi / I. Kitap 142. Bölüm

İyonya’nın Kültür Kenti Efes

Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın en önemli ören yerlerinin başında gelen Efes Antik Kenti tüm ihtişamıyla ziyaretçilerini karşılıyor. İyonya’nın en önemli ticari ve entelektüel merkezlerinden biri olan Efes’in 24.000 kişilik tiyatrosu kentin o günlerdeki nüfusuna ve kültürel yapısına dair ipuçları veriyor. Celcius Kitaplığı’nın etkileyici ön cephesi, kentin ihtişamlı anacaddeleri ise o günlerin zenginliğini anlatıyor. Ayrıca, duvarları fresklerle, zeminleri mozaiklerle süslenmiş olan Yamaç Evler, kentin zenginliğinin yanı sıra burada yaşayan seçkinlerin kişisel servetleri konusunda fikir veriyor.

İyon Birliği’nin önemli kentlerinden Efes’in kaderini belirleyen daha çok Küçük Menderes’in getirdiği alüvyonlar olmuş. Kent bu nedenle pek çok kez yer değiştirmiş. Zenginliğini denize borçlu olan Efes’in alüvyonlar nedeniyle denizle bağı kesilince, M.S. 3. Yüzyıl’dan itibaren terk edilmeye başlanmış. Tüm bunlara bir de bataklık haline gelen liman bölgesinden kaynaklanan sıtma salgını eklenince kent daha fazla direnememiş. Bu kadar yer değiştiren kent günümüz arkeologları tarafından ‘Değişimler Kenti’ olarak anılır olmuş.

Efes Celsus Kütüphanesi

Efes’te Kargaşa

Değişimler Kenti Efes’te günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce yaşananlar, turizmin getirileriyle ilgili bugünle benzerlikler taşıyor. Artemis kültü, geçmişte Efes’in dinsel karakterinin yanında, inanç turizmini de şekillendiren başaktör olmuş. Kente gelen ziyaretçilerin satın aldığı Artemis’i sembolize eden hediyelikler ve adak objeleri kentin önemli gelir kalemlerindenmiş. Adına muhteşem bir tapınak yapılan Artemis’in tahtını sallayan ise Hıristiyanlık olmuş.

Bu sürece ilişkin bugünlere ulaşan ilginç hikâyelerden biri de gümüş ustası Demetrios’a ait. M.S. 53 yılında kente gelen Aziz Pavlos, yeni dine taraftar bulmak amacıyla tiyatroda vaazlar vermeye başlamış. Hıristiyanlığı kabul edenlerin sayısı her geçen gün artmaya başlayınca, Artemis’in gümüş adak heykelciklerini yapıp satan esnaf duruma müdahale etmiş. Aziz Pavlos’un tiyatroda vaaz verdiği bir gün, gümüş ustası Demetrios, peşine taktığı kalabalıkla tiyatroyu basıp, Pavlos’u kentten ayrılması için yuhalamış.

600 Yıllık Son Ömür

Bugün gezilen Efes, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuş ve 600 yıllık son ömrünü de burada yaşamış.

Bilgiler Yurdu Milet

İyonlar’ın bir başka önemli kenti olan Milet’in tiyatrosu, ziyaretçileri karşılayan ilk yapı. Marmara’dan Karadeniz’e kadar onlarca koloni kuran Miletliler, yaman denizcilerinin yanı sıra bilgeleriyle de ünlüymüş. Suyu ‘evrendeki ana madde’ olarak tanımlayan antik dünyanın yedi bilgesinden biri olan Thales, evrenin tarihini yazan Anaksimandros, ünlü şehir plancısı Hippodamos Miletli. Ayrıca Miletli düşünürler atomu da tanımlayarak çağımızın öncülüğünü yapmış.

Milet (Miletos) antik kent

Deniz ticaretiyle gelişen Milet, yüz bine ulaşan nüfusuyla döneminin en büyük kentlerinden biriymiş. Milet’in bugünkü ziyaretçileri, liman kapısı ve kutsal yoldan geriye kalanlarla, agora ve meclis binası Bouleterion’u ve Milet antik tiyatrosunun sahne kısmında bulunan Eros’un avlanmasını tasvir eden kabartmaları görebiliyor. Miletliler için kutsal sayılan Apollon ve yunus balığı kabartmaları da kentin pek çok yerinde kullanılmış. Buraya ilk yerleşenlere yunus kılığındaki Apollon’un yol gösterdiğine inanılırmış.

Milet’e bağlı bir tapınak olan Didyma ile Milet arasında yaklaşık 20 kilometrelik kutsal bir de yol bulunuyormuş. Didyma Apollon Tapınağı, Anadolu’nun en özel tapınaklarından biri. Tapınak, büyüklüğünün yanı sıra kendine özgü detaylarıyla da dikkat çekiyor. Tapınağın ön tarafıyla arka tarafını birbirine bağlayan tünellerin Anadolu’da bir başka örneği yok. Apollon adına yapılan bu tapınak dönemin en ünlü kehanet merkeziymiş.

Gelecekten haberdar olmak isteyenler buradaki din adamlarına başvururlar, din adamları da tapınağın içindeki su kaynağına bakarak gelecekle ilgili kehanetleri tapınak balkonundan şiir okuyarak anlatırlarmış. Tapınağın heybetini anlatan en önemli detay ise bir zamanlar tapınak çatısını süsleyen mitolojik kahraman Medusa’ya ait kabartmalar. Bakışlarıyla karşısındakini taşa çeviren yılan saçlı Medusa’nın tapınağının uğursuzluklardan koruduğuna inanılırmış.

İlk Deniz Savaşı

Dünyanın ilk deniz savaşı, M.Ö. 494 yılındaki İyon Ayaklanması sırasında, Milet kıyılarında Lade Adası civarında yaşanmış.

Teos Antik Kenti

Geçmişte önemli bir liman kenti olan Teos’tan geriye fazla bir iz kalmasa da, Bouleuterion hâlâ ayakta duruyor. Teos’un Dionysos Tapınağı da zamanının en ünlü yapılarından biri olmuş. Tapınak M.Ö. 3. Yüzyıl’da, tiyatro sanatçılarının Batı Anadolu kolunun merkeziymiş. Bu nedenle Teos toprakları kutsal ve dokunulmaz sayılırmış. Sıra dışı davranışları nedeniyle başları derde giren sanatçılar, Teos’a sığınarak dokunulmazlık kazanırlarmış. Sanatçılar tüm Ege kentlerinde oyunlarını oynar ve hayatlarını bu oyunlardan elde ettikleri gelirle sürdürürlermiş.

Teos Antik Kent

Ancak, yükselen egoları ve kendilerini fazla önemseyen davranışları nedeniyle Pergamon Kralı II. Attalos tarafından sürgüne gönderilmekten de kaçamamışlar! Antik metinlerde ‘çok saldırgan bir grup’ olduklarından ve güçlükle bir düzene sokulabildiklerinden bahsedilen Dionysos sanatçıları, ünlü filozof Aristoteles’in de problemlerinden biri haline gelmiş. ‘Dionysos Sanatçıları neden kötü insanlardır?’ sorusuna kafa yoran Aristo, sanatçıların çoğunlukla kuralsız bir yaşam sürdürdükleri ve sanatlarını sanat için değil, para için yaptıkları, böylece bilgeliğe erişemedikleri sonucuna varmış…

Zeybek’in Atası

Teos’ta her yıl düzenlenen Dionysos Şenlikleri’nde yapılan dansa ‘Zei-Bakkhos’ denirmiş. Bugün Ege’de oynan Zeybek oyununun, bu şenliklerdeki danslardan geldiği düşünülüyor.

İlk Zeytinyağı İşliği Klazomenai

Bugünkü Urla, Klazomenai’nin üzerine kurulmuş. M.Ö. 5. Yüzyıl’da felsefeden bilime pek çok alanda gücünün zirvesine ulaşan İyonlar, birleşik kaplar tekniğini, palanga sistemlerini ve fizik kurallarını kullanarak iyi işleyen bir de zeytinyağı fabrikası yapmış. Bu fabrika 2007 yılında aslına uygun olarak tekrar inşa edilerek ziyarete açılmış. Urla’nın İskele Mahallesi’nde bulunan Limantepe’de, Ankara Üniversitesi tarafından yürütülen arkeolojik çalışmalar devam ediyor ve her geçen gün İyonlar hakkında yeni bulgulara rastlanıyor. Limantepe’nin M.Ö. 5000 ile M.Ö. 400 arasında yaklaşık 4600 yıl boyunca -neredeyse- kesintisiz yerleşme alanı olması, bu toprakları özel kılıyor.

Klazomenai Antik Kent

Yalnızca Limantepe değil, İzmir’den, Bafa Gölü’ne kadar uzanan geniş bir alana yayılan irili ufaklı onlarca İyonya kenti, sizleri insanlık tarihine doğru bir yolculuğa davet ediyor.

Tarihi Saçaklar

Klazomenai kentinin kalıntıları, Urla’da yalnızca İskele Mahallesi’ne değil, denize komşu tarlalara ve kıyıya yakın Karantina Adası üzerine de yayılıyor.

2016-11-30T09:46:21+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin