Bir Gaziantep Öyküsü…

Ana Sayfa » Gaziantep Gezilecek Yerler

Topu topu 36 saat kaldığım ve soluksuz gezdiğim Gaziantep, her an kapısını çalacağım bir dost gibi artık benim için.

Gaziantep Belediyesi’nin daveti üzerine, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan bir saat 40 dakika kadar süren uçuşumuzun ardından, bir grup basın mensubuyla birlikte şehirdeyiz. Hava ılık ve güneşli. Bir buçuk gün sürecek yoğun gezi programımıza Gaziantep’in dillere destan mutfağından başlıyoruz.




Gastronomi alanında UNESCO’nun ‘Yaratıcı Şehirler Ağı’na seçilen Gaziantep, mutfağının farkını, bize ilk öğünden itibaren ispatlıyor. Kahvaltı sofrasının zenginliği, sonraki öğünlerin de müjdecisi adeta. Bu şehirde sonradan sık sık duyacağımız, hatta bunun için nöbetçi restoranların olduğunu öğreneceğimiz yemeğin adı da daha kahvaltı sofrasındayken zikredilmeye başlıyor: “Kahvaltı öncesi ‘Beyran’ ister misiniz?” Burada önemli olan, “İçer misiniz?” yerine “İster misiniz?” denmesi. Gaziantepliler, içinde bolca et parçası bulunan bu doyurucu sulu yemeği, yapımı meşakkatlı olduğundan çorba sınıfında görmüyor.

Gaziantep Gezilecek Yerler

Gaziantep Gezilecek Yerler

Zaten o sırada bizim gruptan Beyran yiyenler de kahvaltıya devam etmekte zorlanıyor! Çeşit çeşit peynirler, çocukluğumdaki hafta sonu kahvaltılarının vazgeçilmezi ev usulü patates ve biber kızartması, yörenin leziz zeytinleri, bal-kaymak-antepfıstığı üçlüsü, ballı susamlı tahin, herkesin dilinde olan ‘katmer’ ve eşlikçi lezzetler masayı süslüyor. Hepimizin hafızalarına kazındığından emin olduğum bu harika kahvaltının ardından, neyse ki sürekli hareket halinde olacağımız – ve burada ancak bir bölümünü aktarabileceğim – gezimiz başlıyor.




Gaziantep Tarihin Resmi: Bey Mahallesi

Gaziantep’in tam merkezinde, bir tepenin üzerine konuşlanan ve ismini 1578 yılında inşa edilen Bey Camii’nden alan Bey Mahallesi, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün nüfusa kayıtlı olduğu mahalle. 1800’lerin ikinci yarısından itibaren kentin eğitim ve ekonomisinde etkin olan gayrimüslimler, Bey Mahallesi’nde çok güzel konaklar yaptırıyor.

Müslümanlarla gayrimüslimler, kapı komşusu olarak uzun süre beraberce yaşıyor. Mahalle sınırlarında yer alan birbirine komşu tarihi yapılar; o dönemki adıyla Aziz Mary Kilisesi, şimdiki adıyla Kurtuluş Camii, Eski Kilise, Kendirli Kilisesi, Çınarlı Camii, Bey Camii ve Eyüboğlu Camii de bu ortak yaşamın mekana yansımaları. Önce gayrimüslimler ayrılıyor bu mahalleden. 1950’li yıllarda başlayan mekansal dönüşüm sonrasında da Bey Mahallesi’nde yaşayan ahalinin çoğu, modern apartmanlara taşınarak buraları kaderine terk ediyor. 2007 yılından itibaren Gaziantep Belediyesi’nin koruma ve yenileme çalışmaları başlıyor ve belediye, mahalledeki 200 evin ve kiliselerin restorasyonunu tamamlıyor. Bugün, bazı tarihi evler, ‘Atatürk Anı Müzesi’, ‘Oyuncak Müzesi’, ‘Ali İhsan Göğüs Müzesi ve Gaziantep Araştırma Merkezi’ -ki biz her birini hızlıca da olsa ziyaret ediyoruz- olarak hizmet veriyor. Birçok tarihi mekan da otel, restoran ve kafe olarak işletiliyor. Ziyaret ettiklerimiz arasında, avlusunda, ‘Papirüs Cafe’ ismiyle hizmet veren çay bahçesinin bulunduğu özel bir yapı hepimizi etkiliyor. Bu tarihi yapının merdivenle çıkılan üst katı, zamanında kilise olarak kullanılmış. Mekanı gezerken, kapıların üzerindeki dini içerikli ahşap bezemeleri ve tavanlardaki fresklerin inceliğini hayranlıkla seyrediyoruz. O an bolca fotoğrafa hapsolan, şehrin tarihine ait bu yapının daha uzun yıllar yaşaması, hepimizin ortak dileği oluyor.

Gaziantep

1. Bey 3 Mahallesi, 2. Hamam Müzesi, 3. Bir yemeni ustası çalışıyor

Rumkale ve Savaşamayan ‘Savaşan Köyü’

‘Antep’in Hamamları’ türküsü zihnimde dönedursun, Şahinbey’deki Karagöz Mahallesi, Sadık Dai Sokak’ta yer alan Hamam Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. Ardından, Hamam Müzesi’nin hemen yakınındaki ‘Emine Göğüş Mutfak Müzesi’ni hızlı bir turla dolaşıyoruz. Konu yemeğe gelmişken ve henüz acıkmamışken, öğle yemeği için ünü dünyaya yayılmış İmam Çağdaş’a geçeceğimiz bilgisini alıyoruz. Bu ünü sonuna kadar hak eden restorandaki molanın ardından, sırada, şehir merkezine yaklaşık bir saat uzaklıkta bulunan özel bir durağımız var.

Rumkale ile onun hemen karşısında yer alan ve Birecik Baraj Gölü’nün suları altında kalan Savaşan Köyü. Rumkale, bir yarımada üzerinde yükselen ve yüzyıllara meydan okuyan bir yapı. Rehberimiz Rumkale’deki mimari kalıntıların Geç Roma ve Ortaçağ karakteri taşıdığını belirtiyor. Bir bölümünde restorasyonun sürdüğü kalede, bugün görülebilen yapılar arasında; Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı, çok sayıda yapı kalıntısı, su sarnıçları, kuyu ve hendekler yer alıyor. Roma döneminde Hz. İsa’nın havarilerinden Yohannes’in Rumkale’ye gelip yerleştiği ve İncil’in bir kopyasını Rumkale’de bir mağarada sakladığı, daha sonra bu kopyanın Beyrut’a götürüldüğü anlatılar arasında. Rumkale’nin karşısından kalkan küçük teknelerden birine binip 2000’li yıllarda sular altında kalan Savaşan’a gidiyoruz. Özellikle, kendisi sular altında, minaresinin yarısı suyun üstünde kalan cami, hüzün ve büyülenme karışımı bir duygu uyandırıyor bizde. Köyün tepelerinde kalan az sayıdaki yapı ise bomboş duruyor. Turistler düşünülerek kayalıklarda kurulmuş birkaç çay bahçesinin dışında köyde hiçbir hayat belirtisi yok.

Gaziantep Zeugma Müzesi

1. Savaşan Köyü, 2. Çingene Kızı, 3. Zeugma Mozaik Müzesi’nden bir mozaik, 4. Rengarenk yemeniler

Şaşırtıcı ve Çarpıcı: Zeugma Müzesi

Şehirdeki ikinci günümüzde, Zeugma Mozaik Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. Zeugma Kenti, MÖ 300 civarında Büyük İskender’in generallerinden Selevkos I. Nikator tarafından kurulmuş. 1987 yılında başlatılan kazı çalışmalarında, antik kent A, B ve C olarak belirlenen üç bölüme ayrılmış. Şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu A ve B bölümleri, bugün Birecik Baraj Gölü’nün suları altında kalmış halde. Zeugma kazılarından çıkarılan Roma Dönemi’nden kalma mozaikler ise bir süre Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde sergilendikten sonra, 2011 yılında açılan Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’ne taşınmış. Toplam alanı 30 bin metrekare olan müzede sergilenen mozaikler, araştırmacılara göre Zeugma Antik Kenti’ndeki aristokratların birbirlerine kültürel birikimlerin gösterme şekliymiş. Bir aristokrat diğerinin evine gittiğinde tabandaki ya da havuzdaki mitolojik hikayenin derinliğine bakıp ev sahibinin kültürlü olup olmadığına karar veriyormuş! Onların kararını bilemeyiz ama mozaikler aracılığıyla oluşturulan mitolojik hikayelerdeki karakterlerin resmedilişine hayran olmamak mümkün değil. Ayrıca, ‘Çingene Kızı’ mozaiğinin sergilenme biçimi de özel bir alkışı hak ediyor. ‘Çingene Kızı’, adeta bu toprakların ‘Mona Lisa’sı! Gaziantep, kültürlerin öykülerini özenle derlemiş, bu işi yaparken yaşananların hüznünü de sevincini de ruhuna hapsetmiş bir yazar sanki. Şehre gittiğinizde size kalan bu yazarı tanımak ve onun hikayelerine kulak vermek sadece.

Burada “Yemek” Demek “Hayat” Demek

Gaziantep, kurulduğu günden beri Babil, Med, Asur, Pers, Makedonya, Komagene, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmış. Bu nedenle kentin gastronomik alanda da zengin bir mirasa sahip olması hiç şaşırtıcı değil. ‘Yuvalama’, ‘Şiveydiz’, ‘Lahmacun’, ‘Patlıcan Kebabı’, ‘Simit Kebabı’, ‘Antep Dolması’, şehrin en sevilen yemeklerinden. Baklava ve şöbiyet ise elbette Gaziantep’in baş tacı.

Bakır, Sedef, Kutnu Kumaşı

Gaziantep’e gidip hediyelik eşya almak isterseniz, ziyaret edebileceğiniz birçok çarşı var. Biz Gaziantep Bakırcılar Pasajı’na gittik. Burada bakır ve sedef işçiliğinin en güzel örneklerinin uygulandığı hediyelik eşyalar bulunuyor. Ayrıca, Gaziantep’e özel ‘kutnu’ kumaşından üretilmiş harika el işi örtüler, yine yörenin ünlü ayakkabıları ‘yemeni’ler de günün modasını yakalamış renk ve modelleriyle, gayet davetkar duruyor.

İlgili yazı: Gezi Rehberi

Yazı: İlknur Eşsiz Fotoğraf: Gaziantep Belediyesi Arşivi

2017-07-08T10:28:49+00:00 Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin